11 Nisan 2013 Perşembe

Vasfiye teyze

Her ne kadar Yalan Dünya'yı izleyemesemde sosyal medya ve arkadaşlarım sayesinde Vasfiye teyze ile tanıştım.Geçen gün işyerinde arkadaşım aradı bana Derya sen ne çektin be ne çektin dedi
bende anlamadım ne çekmişim ya dedim sen seyretmiyor musun diziyi diye arkadaşım koptu
sonra seyrettim kendisini:)
Sizlerle benim güldüğüm vasfiye teyzenin söylemlerini paylaşmak istiyorum














Resimler netten alıntıdır.


Lavanta Yağının Faydaları



Ne kadar güzel faydaları var aklımızda bulunsun diye paylaşmak istedim:)


Dünyada üretilen 15 önemli uçucu maddeden biri olan lavanta yağının hem sağlık hem de güzellik açısından sayısız faydası bulunuyor.


Karabaş otu olarak da tanınan Lavanta, güzel kokulu mavi ve beyaz renkli çiçekler açan bir bitkidir.


Çoğunlukla kokusu için kullanılan lavanta yağının 1-2 damlası aklınıza gelmeyen yerlerde küçük mucizeler yaratabilir. 


* Kuru ve çatlak deri lavanta yağı ile ovulursa nemlenir ve çatlakları kapanır.


* Koltukaltına sürülen 1 damla lavanta yağı tüm dedorantlardan daha etkilidir ve gün boyu kalıcıdır.


* Saç kepeğinde, kafa derisini lavanta yağı ile ovmak kepekleri giderir.


* Çatlayan dudaklara 1 damla lavanta sürmek çoğu zaman yeterlidir.


* Soğuktan olan uçuklara 1 damla lavanta yağı sürün.


* Yanıklarda bir damla lavanta yağı acıyı azaltacaktır.


* Ağrıyan ayakları içine 2 damla lavanta yağı eklenmiş bir leğende dinlendirmek yorgunluğunu alacaktır.


* Kesik ve yaralarda bir kaç damla damlatılması bakterileri öldürür ve yarayı temizler.


* Böcek ve arı sokmalarında şişme ve kaşınmayı azaltmak için üzerine 1-2 damla lavanta yağı koyulur.


* Burun kanamasını durdurmak için bir beze birkaç damla lavanta yağı damlatılarak bir küp buza sarılarak burna dıştan koyulması yeterlidir.


* Lavanta yağı damlatılan bir bezi sıkma esnasında çamaşır makinesine koyduğunuzda hem yumuşatacak hem de hoş koku verecektir.


* Spreyli bir şişeye doldurulan suyun üzerine 5-6 damla lavanta yağı ekleyerek eve sıkmak mikropları öldürür ve evin hoş kokmasını sağlar.


* Keten kumaşların arasına lavanta yağı damlatılmış bir peçete koyulması böceklenmesini engeller.


* Göz yaşarması sıklığında burun üstünün lavanta yağıyla ovulması yeterlidir.


* Bir kaç damla lavanta yağı karıştırılmış su güneş yanıklarına iyi gelir.


* Taşıt tutmalarında kulak arkası ya da göbek deliği çevresine lavanta yağı bulantıyı engelleyecektir.


* Egzama ve dermatitte sorunlu alanın lavanta yağı ile ovulması sorunu hafifletir.


* 1-2 damla lavanta yağı damlatılmış bir yastık uyku sorunlarını hafifletir. 

Ayrıca hassas ciltler besleyici olarak, yağlı ciltler sivilce tedavisinde kullanılabilir. Biraz pamuk yardımıyla yüz temizlenirse akneli cildi temizler.




Küçük Mucizeler Dükkanı çekilişinin sonucu


Biliyorsunuz bir kitap çekilişim vardı bunun sonucunu 10 nisanda açıklayacağım dedim.ama dün gün içinde fırsatım olmadı.Sabah ilk aklıma gelen buydu.Bu kura çekimi uygulamsını netten buldum

Kura Çekimi

Belirlediğiniz iki sayı arası kura çekimi gerçekleştirebilirsiniz. Aşağıda yer alan Sayı 1 ve Sayı 2 kutucuklarına iki sayı aralığı girin. Girdiğiniz sayılar da dahil olmak üzere ilgili sayılar arasında aynı sayı gelmeyecek şekilde, rastgele değer üretilerek kura çekimi yapılacaktır. Bir kurada 10′a kadar kazanan kişi belirleyebilirsiniz.

Sayı Aralığını Giriniz:

Sayı 1:
Sayı 2:

Kurada Kazanacak Kişi Sayısını Seçiniz:

Çekilişe katılan Listesi
1. selma's world
2. sadece naciye
3. sihirli oklava
4. rengarenk daphne
5. komançi
6. rabia serteli
7. hülya çoban
8. kurabiye canavarı
9. seray tekin özcan
10. Ebru İ.S.
11. Gülşah elpe
12. Esra Dizmen
     ::: Çekiliş Sonuçları :::
   Kazananlar 1. Kazanan: 11


Küçük Mucizeler dükkanı kitabını kazanan arkadaşım Gülşah Elpe oldu
Gülşahcım güle güle oku kitabını .En yakın zamanda senden adres bilgisni alır almaz göndericem
Artık Canan Tan -Hasret kitabından sonraki kitabın belli oldu ama dimi:)

10 Nisan 2013 Çarşamba

Cumartesi-Pazar

Güzel ve Fazla yoğun geçen bir haftasonu'nu ancak çarşamba günü yazabilmemin normal olmadığını biliyorum.Ama pazartesi gübe fazlaca yorgun başladım birde artı iş yoğunluğundan fırsat bulamadım.
Cumartesi sabah 9'da evden çıktık.10'da çocuk cerrahi uzmanında randevumuz vardı.Doktora kontrol olup sünnet için 20 Nisan'a gün almaya gittik.Büyük ihtimalle aksilik olmazsa oğlum 20 nisanda sünnet olacak.Doktor sünneti genel anestezi ile olmasınında daha uygun olacağını anlattı.Bu zamana kadar efe sünnetin sadece bir partiden olduğunu düşündüğü için ona yavaştan korkutmadan anlatmamızı istedi.Ama eğitim verir gibi değilde ufak bir bahsedip konuyu geçin üzerinde durmayın dedi.Bir gün önce kan tahlili olacak.Dayısı'da İzmir'den gelecek yanında olmak istiyor.Oradan çıktıktan sonra Bakırköy'e gittik ben biraz elbise bakıyım istedim.Ama efe ve eşim ile ancak 3 mağazaya girebildim.Bir iki tanesinde elbise denedim hatta bir tanesinde beğendim ama rengi istediğim gibi değildi.Önümüzdeki cumartesi Efeye sünnet elbisesi aldıktan sonrada kendime kıyafet bakmaya devam edeceğim.
Sonra Florya Sosyal Tesislerine gittik Efe orada bisiklet sürdü 3 saat kadar orada kaldık.
Oradan yemeğe daha sonra Oradan Marmara Foruma gittik akşam arkadaşıma gideceğimiz için onun kızına hediye kıyafet almam gerekiyordu.Arkadaşımın iki tane kızı var birincisi 4 yaşında ikincisini doğduğundan beri görmeye gitmemiştim kızı 23 nisanda 1 yaşına giriyormuş.İkisinede H&M'den hediye aldım.
Oradan çıkıncada Arkadaşımın evine gittik oda biri sürü hazırlanmış.Ama bizim karnımız baya toktu diyette olmama rağmen üzülmesin diye biraz bişeyler yedik.
Ertesi gün yani Pazar günü çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla uzun süredir görüşemiyorduk.Büyükçemece'de Pazar kahvaltısı için 9 'da yine evden çıktık.Güzel bir kahvaltıydı.Daha sonra sahilde yürüyelim dedik ama hava baya serindi.Arkadaşım tatlı yapmış eve gidelim dedi Onlarda zaten Beylikdüzünde oturdukları için birde o kadar zahmet etmiş diye geri çevirmedik derken akşam 10'dada oradan çıkıp evimize gittik.Efe zaten orada uyuyakalmıştı.
Evimize geldiğimizde baya yorgunduk bir daha bu kadar gezmeyelim dedik.
Ama bu haftadan sonra asıl hazırlık yoğunlukları başlıyor.
Geziden resimlerimiz;

































9 Nisan 2013 Salı

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet

Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.



Bir bumads advertorial içeriğidir.

8 Nisan 2013 Pazartesi

Reklam turko


Reklam Turko
Ücretsiz Reklamlar Ver Siteni Tanıt
Reklam Turko ile reklamlarınız artık ücretsiz. 
Site, Blog, Facebook, Twitter sayfalarınızın tanıtımları ve ayrıca ilan ve duyurularınızı bedava yayınlıyor.
Sizde tamamen bedava olarak reklam hizmetinden faydalanmak istiyorsanız Reklam Turko'ya msj bırakmanız yeter. 
Reklam Turko Tıklayın

Canan Tan-Hasret

Çıkar çıkmaz almıştım.Ben Canan Tan kitaplarını okumaktan keyif alırım.Hemen hemen tüm kitaplarını okudum diyebilirim.Netten çıkacağını duyar duymaz siparişini vermiştim.
Yine çok etkilendiğim beni alıp götüren bir kitap yazmış.Çok duygulandım çok çabuk bitirdiğim bir kitaptı tavsiye ederim



 ARKA KAPAK

Hasret, izleri Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet öncesi döneme uzanan, gerçek yaşamdan alınmış kırık bir aşkın ve ömür boyu süren hasretin öyküsü.

Müslüman bir bey oğluyle bir Rum kızının tüm engellere rağmen filizlenen sevdası, önüne  çıkan ne varsa yakıp yıkacak güçte bir kora dönüşür. Ancak ayrılık kaçınılmaz.

Lozan Antlaşması'nın öncesinde imzalanan Mübadele Sözleşmesi, bir buçuk milyona yakın insanı yerlerinden yurtlarından ederken, geride parçalanmış hayatlar, boynu büyük aşklar ve nesiller boyu sürecek hasret hikayeleri bırakacaktır.

Tıpkı Tacettin'le Patricia'nın hikayesi gibi...

5 Nisan 2013 Cuma

İLK HAYAT'IM

Bebeğinizle geçirdiğiniz her an çok önemlidir; özellikle de "ilk anları" hayat boyu unutulmaz. İlk bakışı, ilk adımları, ilk kelimesi bir ömre bedeldir. Peki, bebeğinizin ilk’lerinden oluşan bir video yapmak ister misiniz?

Hayat Su, Bebeğimle Hayat Facebook sayfasında bu özel anları unutulmaz kılmak ve sevdiklerinizle paylaşabilmeniz için İlk Hayatım video uygulaması hazırlamış.



Bebeğinizin fotoğraflarını uygulamaya yükleyerek çok sevimli bir video hazırlayabilirsiniz. Bebeğinizle hazırladığınız videoyu da sevdiklerinizle Facebook, Twitter ve E-posta yoluyla paylaşarak onun ilk anlarını ölümsüzleştirebilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Sünnet şekeri








Malum Mayısta olucak sünnetimiz için benim kıyafetim dışında başka telaşlarımda var.
Düğünde dağıtmak için sünnet şekeri yapmak yada yaptırmak istiyorum.Hatta bu haftasonu eminönü tarafına gidip bakmak istiyorum.Eğer benimde tül ve şeker ekleyerek yapabileceğim ürünler varsa bu şekilde maliyetini düşürmek istiyorum malum yeterince masraf var.Bunların malzemelerinin toptan satılan yerlerde olduğunu duydum araştırıyorum ama henüz bir sonuca ulaşamadım.Sizin tavsiyeleriniz varmı?
Yukarıdaki resimlerdekiler hoşuma gidenler.

2 Nisan 2013 Salı

Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor

Sanat, tıp ve iş dünyası, kalp hastası çocuklar için el ele veriyor. Ünlü ressam Renée Niklan’ın 17 eseri, 10-14 Nisan tarihlerinde Ekavart Gallery’de sergileniyor. Ekavart Gallery nerede diyenlere, işte adres:  The Ritz-Carlton Hotel, Süzer Plaza, No: 15, Gümüşsuyu-İstanbul. Sergi, çarşamba-cuma günleri 11.00-18.30, cumartesi günü ise 12.00-18.30 saatleri arasında gezilebilir.

Bu serginin diğerlerinden farkı ne derseniz, salt bir resim sergisi olmanın ötesinde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı, gelişmekte olan ülkelerde doğuştan ya da sonradan kalp hastası olan çocukların tedavi edilmesi için kullanılacak. Tedavileri, bu işe gönül vermiş bir avuç tıp insanının kurduğu Herkes İçin Kalp Derneği (www.cptg.ch) gerçekleştirecek. Dernek, modern tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu çocukların İsviçre’de ya da kendi ülkelerinde ücretsiz tedavi olmalarını sağlıyor.

Ne yazık ki, gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk kalp bozukluklarıyla doğuyor ve bu çocukların yarısı maddi kaynak veya sağlık sektöründeki insan kaynağı yetersizliği nedeniyle ilk iki yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bu ülkelerde açık kalp ameliyatı olmayı bekleyen çocukların sayısı ise 8 milyonu buluyor.

Herkes İçin Kalp Derneği’nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Kalangos, iki kez Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş bir kalp cerrahı. Bu alanda 14 ayrı teknik geliştirmiş. Son 100 yılın en iyi cerrahlarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, dünyanın en prestijli tıp ödüllerinden Fransız Tıp Akademisi Ödülü’ne sahip.

Sergi, Alvimedica’nın sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, hayır amaçlı bu tür etkinliklere özel önem veriyor ve Herkes İçin Kalp Derneği’ni yürekten destekliyor.

Niklan’ın mutluluk, umut ve sevgi mesajları içeren eserlerinden oluşan  “Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor” temalı sergisini mutlaka görün. Gidemem diyorsanız, sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv’de de izleyebilirsiniz. Resimler, yüreğinizi ısıtacak…

Hem dernek hem de sergi hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz: http://alvimedica.com/hearts-for-all/tr/






Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık günü

2 Nisan dünya Otizm Farkındalık günü... Çocuklarımızı sosyal alanlara döndürebilemk için yaşanan mücadeleye destek olalım... Nazım 'ın annesi İrem Hn 'ın kaleminden...


       Nisan… Aylardan bahar. Havada baharın müjdecisi kokular, yavaş yavaş açan çiçekler, cıvıltıları ile hayatımıza neşe katan kuşlar, güneşin sıcak ışığına kavuşan dünya. Nisan, ruhumuzu aydınlık günlerde ferahlattığımız ay. 

       Nisan, 2008 yılından bu yana, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca çocuk ve aileleri için çok başka bir anlam daha taşıyor: OTİZM. 

      2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edildi. Her yıl, “Otizm Farkındalık Ayı” olan Nisan ayı boyunca dünya genelinde otizmin sorunlarını ve çözümleri konuşuluyor, araştırmaların teşvik edilmesi ve erken teşhisle tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

      Oğluşum Nazım Özgün ile otizm labirentine adım attığımız o ilk günden bugüne 8 yıl geçti. Otizmin karmaşık fırça darbeleri yüzünden, hayatımızın yol haritasını yeniden tanımladık. Bazen düşününce sanki otizmden önce bir hayatımız yokmuş gibi hissediyorum. Çok eskiden kendini fanusuna kapatmış ruh bebeğimin, şimdi benimle hayatı paylaşması nasıl bir mucizedir, çok iyi biliyorum. 




Otizm, doğuştan gelişen, genetik altyapıya dayanan, karmaşık nörolojik-biyolojik tabanlı bir gelişim bozukluğu. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyerek bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkiliyor. 

       Amerikan Sağlık Bakanlığı verilerine göre bugün dünya genelinde okul çağındaki her 88 çocuktan biri otizm teşhisi alıyor. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla görülüyor, her 54 erkek çocuktan biri günümüzde otizm riski taşıyor. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınıyor. 

       Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmaması nedeniyle, Otizm Platformu’nun öngördüğü verilere göre, tahmini olarak 550.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 150.000 civarında otizmli çocuk bulunduğu “varsayılıyor.” Otizmli bireylerin ebeveynleri, kardeşleri, yakın akraba ve çevreleri de hesaba katıldığı zaman, Türkiye’de her ile yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyondan fazla vatandaşımızdan bahsedebiliriz. 

      Otizmin kapısını açmak için ilk önemli adım, erken teşhis. Otizm, yaklaşık bir yaş civarında ilk belirtilerini gösteriyor. Annenin sesi ve gülümsemesi gibi sosyal uyaranlara bebeğin tepkisiz kalması veya tepkilerinde yavaşlık olması, göz teması kurmada zorluklar, motor gelişmede ve taklit becerilerinde gecikme, uyku ve yemek düzeninde sorunlar ilk belirtiler arasında sayılabilir. Çok yaygın bir yanlış kanı, özellikle erkek çocukların geç konuştuğu veya anne/babası geç konuşan çocukların da geç konuşacağı düşüncesi… Ve erken teşhis, otizmli çocuğun gerekli eğitim ve tedavileri alarak hayata katılması için ilk önemli adım. 

Eğer çocuğunuz; 

Sizinle ve başkalarıyla göz kontağı kurmuyorsa,
İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,
Konuşmada yaşıtlarının gerisinde kalmışsa, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğu varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) ya da özel bir dil kullanarak garip konuşuyorsa veya konuşması hiç gelişmemişse,
Gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,
Anlamsız gülme veya ağlama krizleri varsa,
Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,
Oyuncaklara amacına uygun oynamayı beceremiyorsa, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,
Ellerini kanat gibi çırpma, parmak uçlarında yürüme, kendi çevresinde veya eşyalar etrafında dönme, sallanma, çırpınma şeklinde garip ve yineleyici hareketleri (stereotipi) varsa,
Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söylemek, dolapların kapaklarını sürekli olarak açıp kapatmak, ayak parmaklarının ucunda odanın bir ucundan öbür ucuna koşturmak, bazı eşyaları döndürmek veya sürekli sıraya dizmek gibi çeşitli ilgi ve davranış takıntıları varsa,
Günlük yaşamındaki düzen ve program değişimlere aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlayamıyorsa,
Kendisine ve çevresine yönelik zarar verici davranışlara sahipse,
vakit kaybetmeden teşhis için uzmanlara başvurmak gerekiyor. 

      Otizmin tedavisi var mı? Otizm, beş bilinmeyenli bir denklem gibi: Nedenleri tam olarak saptanamadığı gibi tek bir kesin tedavisi de günümüzde “henüz” mevcut değil! Otizm, toplumsal fark, ırk, dil, din gözetmiyor, çocuk yetiştirme biçiminizle veya sosyo-ekonomik koşullarınızla da ilgilenmiyor. Genetik faktörlerin yanı sıra, çevresel koşulların – yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı, ağır metaller, aşılarda bulunan bazı koruyucu maddeler vb.- otizmi tetiklediği düşünülüyor. 

       Otizmde biyolojik tedaviler ile ilgili çalışmalar devam ederken, bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğun bireysel özel eğitim. Doğal gelişim gösteren her çocuğun kendiliğinden öğrendiği her şeyi, otizmli bir çocuğa özel eğitim yardımı ile öğretmek zorundasınız. Bu durum bazen iğneyle kuyu kazmaya benzese bile, her otizmli çocuk kendine göre bir öğrenme biçimine sahip. Önemli olan, kapıyı açacak doğru anahtarı bulmak. 

       Bilimsel olarak erken yaştaki çocuk için kanıtlanmış yoğun eğitim süresi haftada bireysel ve grup eğitimi olarak 40 saat. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında “otizm özel eğitim raporlu” çocuklar için aylık 6- 12 saat olan özel eğitim süreci, dünya genelinin oldukça gerisinde kalıyor. 

        Otizmli çocukların mutlaka eğitim sistemi içinde yer almaları gerekiyor. Çünkü eğitim, otizmli birey için her şeyden önce “tedavi” anlamına geliyor. Otizmi diğer engel gruplarından ayıran en önemli fark;  erken tanı ve erken bireysel/kaynaştırma eğitimiyle otizmli çocukların sorunlarının büyük bir kısmını aşmaları. 

      Oysa yaşamın gerçeği hiç de böyle söylemiyor size! Oğlum Nazım Özgün ile okul öncesi eğitim, ilkokul ve ortaokul süreçlerinde yaşadıklarımız, ayrımcılık hikayelerinden ibaret.  Otizmli/Aspergerli çocuk, genellikle bilgi eksikliğinden kaynaklanan dirençleri nedeniyle, okul yönetimleri, öğretmenler ve diğer veliler tarafından okulda “istenmeyen çocuk” ilan ediliyor. Kaynaştırma raporlarına rağmen, okul idareleri otizmli kaynaştırma öğrencisinin kaydını almak istemiyorlar. Okul yaşamı esnasında yaşanan sorunların büyük bir kısmını hoşgörü, anlayış ve bilgi yetersizliğinin giderilmesi ile çözebiliriz, yeter ki toplum tarafından yaşamın her anında bizlere dayatılan en büyük “engel” olan ayrımcılığı yok edelim! 

      Otizmin oldukça karmaşık yapısı, otizmli bireyle birlikte ailesi başta olmak üzere yakın çevresindeki herkesi hayatın tüm evrelerinde etkiliyor. Otizmli bir çocuğun ilerlemesinde en büyük sorumluluk ailelerde, en ağır yük de annelerin omuzunda! Otizmden etkilenen bireyin ve ailesinin her şeyden önce yalnız ve ötelenmiş bir hayata mahkum edilmemesi için, özellikle doğal gelişim gösteren çocuk ebeveynlerinin toplumsal yaşamı bizimle paylaşmayı öğrenmeleri gerekiyor. 

      Oğluşum, benim uğur Böcüğüm, aldığım her nefesin anlamı, yaşam öğretmenim! Onunla birlikte otizmle mücadele ederken, mutluluğun tek bir bakış veya tek bir kelimeden ibaret olduğunu görme fırsatım oldu. Seslenince dönüp bakması, ağzından tek bir kelime çıkması, ağlayıp öfke krizleri geçirmeden bir tam gün geçirmesi, benimle gezmeye, markete, restorana, sinemaya gidebilmesi, kendini hayatın gündelik akışında veya okul hayatı içinde idare edebildiğini görmek için… yıllarca sabırla bekledim. 


 Biz ikimiz,  çok başka bir yerden, büyük bir boşluktan, hiçlikten, sessizlikten, kapalı bir fanusun içinden geliyoruz. Yoku çok, azı fazla, yaşam sevincinin dibine vuran, hayatı farklılıkları ile yaşamayı öğrenmek zorunda kaldığımız bir uçurumun taa en dibinden geliyoruz. Öyle bir yerden geliyoruz ki, “gelmez, düzelmez, hayata katılmaz, konuşmaz, kendini seslendirmez, hayatı anlamaz, anlatamaz, asla paylaşamaz, duygularını gösteremez, hissedemez, arkadaş olamaz, okuyamaz, hiçbir zaman tam öğrenemez, hatta sevemez” demişlerdi… Hepsinin ne kadar boş olduğunu yaşama sımsıkı tutunmasıyla gösteren oğluşumun annesi olmak kadar beni hayatta tanımlayan bir şey yok! 

       Son 8 yılda ailemiz haline gelen otizm topluluğunun içindeki her otizmli çocuk benim de çocuğum, otizmli anne-babalar ise yoldaşım. Onlardan sadece biri olarak diyorum ki, gündelik hayatın içinde karşılaştığınız ağlayan bir çocuğu yargılayıp, annesine laf etmeden önce bir an düşünün. Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir çocuğun da olmasının, farklılıkları yaşayarak öğrenecek kendi çocuğunuza da faydası olacağını lütfen unutmayın.

       Her yıl Nisan ayı, Türkiye’de otizm adına yeni umutlar, yeni adımlar demek… Eğer siz de “Otizmin farkındayım, ama fark etmek yetmez, yaşamı paylaşmak gerek!” diyorsanız,  otizmli çocukların ve anne-babalarının seslerine kulak verin, sesimize ses katın, otizmin bilinirliği ve sorunların çözümü için gönüllü destek verin ki, çocuklarımız hep beraber büyüsün.  

Çünkü her çocuk farklılıkları ile yaşamda yer almayı hak eder! 

Nisan Dünya Otizm Farkındalık Ayı’nda yaşamı paylaşan herkese yürek dolusu selam olsun! 

M. İrem Afşin 
Nazım Özgün’ün Annesi
Gönüllü Otizm Aktivisti
iremafsin@gmail.com
www.twitter.com/iremafsin  
www.facebook.com/afsinirem 
www.hthayat.com/yazarlar/m-irem-afsin


OTİZMİ FARK ET, YAŞAMI PAYLAŞ! Kampanyası: 
Otizmi fark et, fark ettir! Farkında olman yetmez, yaşamı paylaş! Yaşamı paylaşmak, sorunları paylaşmaktır. Ayrımcılık yapma, otizmliye engel yaratma! 

#otizmifarketyasamipaylas  http://youtu.be/O-xTwfFbGoo  

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...